Yaram şu an mosmor velakin yüzüme darbe aldığım zamanlardaki gibi saklamaya çalışmadım, soranların karşısında eciş bücüş olmadım, aynaya her baktığımda ağlamadım, "şöyle kötü şusun, böyle kötü busun" diye yargılayıp duran iç sesten de gürültü çıkmadı neyse ki, kazayla insan canından bile oluyor "şükür" dedim sadece...
Birkaç gün önce göz kapağımdaki iki izden kurtulmak için ne tür yöntemler olduğunu araştırmaya başlamıştım, vazgeçtim -bu izi seveceğimi hissettim- tam boğazımın altında babamın ölümünden bir yıl sonraya ait bir iz var ay şeklinde, çok severim, çocukluğumun nişanı gibi, dokununca masumiyetime ışınlandığım bir büyü gizli içinde sanki... kim bilir bu iz, bir sonraki şapşallığımda dokununca hatalarıma gülümseyebileceğim bir büyüye dönüşür belki...
Eski'nin elinde çocukluğundan biraz da buruk bir hikayesi olan bir yara izi vardı, baktığımda bile içim sızlardı, düşününce en çok o elin avucundan öptüm onu, o yarayı özlüyorum bazen...
En yakın arkadaşımın saçlarını okşamayı severim, alnında saçlarının başladığı yerde derin bir iz var, belli belirsiz dokunurum, herkeste duygusal tepki uyandırabildiğinden mi kliplerde filmlerde falan yara bere makyajı yapıyorlar merak ediyorum.
Kuzenimin de yanağında bir uçtan diğer uca uzanan yorgan iğnesiyle dikilmişçesine kocaman dikiş izi vardı, estetik yaptırdı bir kaç yıl önce şimdi iz belli değil, meğerse bütün karizması o izdeymiş, gitti o yağız delikanlı...
Benler, çiller, doğum lekeleri genelde sempatik geliyor, ah bir tek düşmanı olduğum iz var; çok sevdiğim oldukça güzel bir arkadaşımın trafik kazası sonrası tanımamı engelleyecek kadar yüz hatlarını değiştiren yarası, hala o yaraya direkt bakamıyorum, dert oluyor içime...
Evliliğimin son yılında kalbimin patlarcasına sıkıldığını hissettiğim, acıdan delirmek üzere olduğum bir anda kendime sarılır gibi sıkıca kavramıştım kollarımı, iki kolumda yaklaşık yarım yıl geçmeyen derin tırnak izleri kalmıştı o andan, her baktığımda sarsılıyordum, geçti şükür, aşk da geçti gitti ama olsun şükür ki bitti.