7/23/2010

kayıp yol hayallerine kılavuz hikayeler

Uzun yolun gündüze denk gelen kısımlarında kitap okumayı seviyorum.

Son yol kitabımın içine gömülmüş akşama doğru hızla ilerlerken içim geçmeye başladı, bir süre sonra köydeydim ve anne-babamın çocukluk hayallerinde kaybolmuştum, rüya gibi değil de düş kurmak gibiydi daha çok, otobüs sarsıldıkça irkilip durdum, her ürperişte yeni birini dahil ettim düşe, giderek büyüdüm sonra bir baktım ufaldıkça ufalmışım… Hava karardığı vakit kitabı tekrar açmadım.

Üç günlük yolculuk sonu geri dönüş yolunda kitap yine kucağımdaydı, yola çıkmazdan evvel kitabın kapağını bile açmamıştım, açıkçası pek mecalim de yoktu ‘kayıp hayaller kitabı’nın içinde kaybolmaya, bedenimi sıcakla ve yürümekle zihnimi de ihtimallerle fazlasıyla yormuştum, yine de ayracı elime kitabı karşıma aldım, ilk on dakika uyumuşum, sonrası düşünmeksizin okuduğum üç beş sayfa, iç geçirmeler, falan filan…

sıkıntıya direnmeyi bırakıp geliş yolunda sevişme sahnesini atlamaya çalışırken kapattığım filmi kaldığım yerden seyredip beynimin karıncalanmasına izin verdim, yanımdaki hatun filme direkt öyle bir sahneden girmeme işkillenmiş midir bilmem, kadın tek kelime edilmeyecek kadar somurtkandı, ben “merhaba” dedim selam bile vermeden “ben buralıyım, kocam Osmaniyeli o burada kalıyor ben Osmaniye’ye taşınıyorum, sorunlarım var” dedi ve üstüne mendebur bir bakış fırlattı ve hepsini sadece tek bakışla anlatmış ağzını hiç mi hiç açmamış gibi sustu, kafasını cama doğru yaslayıp kalçasını dirseğime kadar dayadı, harbiden sorunlu görünüyordu ne diyebilirim ki, yol boyu bana da sorun oldu ama sıkıysa çıtını çıkar o lafın üstüne, yok işte!

Filmin sonuna geldiğimde uyur-uyanık hayaller faslına geçiş yapmıştım bile yine, filmin jeneriği akmaya başladığında uyandım, hasan ali toptaş ismini görünce hem şaşırdım hem de bu adamın hayallerimi tetikleme gücüne saygı duydum bir kez daha… ve geçen yıl dinleyip durduğum candan şarkısına alelacaip hayaller katıştırıp bir kez daha ağladım.

“Çaresizim doğduğum yerde” evet, öyle.

5 yorum:

kremkaramel dedi ki...

H.A.Toptaş'ın "hayalleri tetikleyici" özelliği beni büyülüyor zaten. Okurken yazma ihtiyacı duyduğum tek yazar neredeyse. Kitabı 2 ay önce okumuştum.

torkunc dedi ki...

selam,

bir arkadaşım (bknz: kendisi deşifre olmasın diye başkasını refere eden dünyalı) hiç toptaş okumamış ve nasıl bir yol izlemesi gerektiğini bilmiyor. ee canım, yayın tarihine göre geçmişten bugüne gelerek oku diyorum, ı-ıh diyor. neymiş efendim bazı yazarlar için sadece okuyanların bilebileceği bir patika takip etmek en doğrusuymyş ve öyle hissediyormuş ki Hasan Ali Yücel de, Toptaş da bu kategoriye giriyormuş. Belki bana (arkadaşıma yani) bir yol haritası verirsiniz diye şey ettim.

esenlikler diliyorum...

pusarık dedi ki...

kremkaramel; kiitabı taa şubatta aldım ama aylardır elime kitap alamadım, acısını çıkarıyorum :)

senin yazını hatırlıyorum hatta o dönem "ben bir gürgen dalıyım" demeden duramadım, bu adam başka türlü bir şey yahu...

torkunç; dost kişinin aynasıymış diyerekten durumu kurtarabilir miyim bilemiyorum fakat herhalukarda arkadaşınızı szi referans alarak değerlendireceğimden sinemayla başlamanızı öneriyorum (sinemayla ilgili yazılarınızın enfes olduğunu söylemiş miydim?) okuduğum kitapların sinema uyarlamalarından pek zevk alamam ben bu açıdan gölgesizler kitabını okumamış olmayı şans bildim kendi namıma, kitaplardan önce flm fikri biraz ondan, biraz grsellikten, hayal gücünden falan filan...

ufak adımlarla devam edeceksek şayet, sonraki kitap görsellikten ayağı kesmeyeceğimiz "ben bir gürgen dalıyım" olabilir.

ben yine de "sonsuzluğa nokta" demeyi tercih ederdim gibi geliyor.

siz yine de haritayı kuş bakışı çizebilecek birinden istemelisiniz belki, eh ne de olsa 'dağ keçisi'olarak anılan birinin patika-düz yol-dik yamaç ayrımı çok da kuvvetli olmuyor, kendi bildiğimin dikine giderim ya genelde, olmadık bir yere sürsem sizi olmayacak, şimdiden affola :)

torkunc dedi ki...

siz söyleyince hatırladım, gölgesizleri izledim. filmini izledikten sonra kitabını okumak bana hiç zevk vermiyor. sanırım sonsuzluğa nokta'dan başlayacağım...

öneriniz için teşekkür eder, sinema konusundaki övgülerinizin devamını beklerim :)

pusarık dedi ki...

filmi sevip de kitapta ayrıntı bulabilmişsem benim için erişilemez bir zevk haline gelebiliyor uyarlamalar velakin kitapta diyalogtan ötesini bulamamışsam hatta "film daha derindi be" diye iç geçirmişsem filmin de gözümden düştüğünü söyleyebilirim yazık ki... henüz kitabını okuduktan sonra filmini sevebildiğim bir uyarlama yok ama olmaz olmaz dememek lazım olmaz olurmuş (diyenlerin yalancısıyım :))

sırf sinema mı azizim, hamletle ophelia'yı ararken bulmuştum sizin blogu, yeri geliyor ilgim olmadığı halde tenis ve bilardo yazılarınızı bile merakla okuyorum, zaten bir ara huy olmuştu rastgele yazılardan hikaye tutmaca oynuyordum, sıkça yazdığınızı görünce de hayli seviniyordum o sıralar, özlüyorum şimdi tabi.

sevgiler, saygılar...