7/27/2010

bilmeseydim iyiydi seni mâra

“tanımamak tanımaktan iyidir” demişti çok sevdiğim zat-ı muhteremlerden biri, haklıymış, şiir de şiirmiş hani…

aşktan meşkten çark ediyorum gayrı... eski usul evliliklere rağbet etmeliyimdir belki, kimbilir, tanışma faslını atlayıp düğün günü birbirini gördüğün türden hani aileler aralarında anlaşır biz “he” deriz -annemle yakışıklı tanımımız taban tabana zıt ama n’apalım artık başa gelen çekilir- yahut ben gözüme kimi kestirirsem artık üçe beşe bakmayayım atayım nikahı!

ne zaman birbirini tanıma aşamasına geçilse ben bambaşka biri oluyorum hem de ilginçtir dürüstlük adına yapıyorum bunu, evvelce ‘kedi’ ‘tay’ ‘ceylan’ olmadı 'tavşan' ‘keçi’ ‘katır’ gibi orta halli hayvan familyasında anılırken bağlanma faslında ben adamın gözünde oluyorum bir sümüklü böcek, salyalar akıta akıta bulduğuma yapışıyormuşum gibi de bir hal alıyor münasebetler, oysa ben o sıralar kendimi bir çınar yaprağı sayıyorum güya adama el uzatıyorum filan…

hadi gerisi neyse de en bozulduğum olay içgüdülerime göre hareket ediyor olmam, kaçanı it ayağı yemişçesine kovalayasımdan ölüp bitiyorum yahu, hatun kısmısı ağır olur öyle peşe düşüp koşmaz diyorlar da dinleyen kim, içimden dürtüp duruyor aptal bir his, koyveriyorum, bu salım yeni doğmuş buzağılar gibi yürüyemeden zıplayıp hoplayıp kalıyor olduğu yerde haspam…

yok bir daha düşündüm de ben iflah olmam, yine tanımak için yakarım başımı, içimin fokurtusunda düşlerimi rafadan kıvama getirip kurda kuşa yediririm ve fakat şu surette “beni tanısa sever” lafını dilime dolamam, hiç yoktan şuursuzluğumun farkına vardım onca seneden sonra, fena mı?!

2 yorum:

dereotundannefretederim dedi ki...

87 sene evli kalıp "tanıyamamışım" diye ayrılanlar varken seninki çok değil totowanım :)

pusarık dedi ki...

o da var usta, ha deyince tanıyamıyor kimse kimseyi, tam tanışık oldum diyorsun yabancılaşıveriyorsun hatta, zor bu işler yahu, ince mi ince...