10/27/2010

kayık mı sandal mı ne menem şeyse işte!

bu sabah işe çok ses çıkaran ve ayak uçlarıma eziyet eden topuklu bir ayakkabıyla koştura koştura gidiyordum, koprüde herhangi yankı yapacak ortam olmadığı halde topuk seslerim net ve keskindi; tak tak tak tak tak (yürürken yanımda böyle bir sesi taşımak beynimi deliyor fakat benden böyle kararlı seslerin çıkabilmesi şaşırtıcı, özgüvene yakın pek tanıdık gelmeyen havalara giriyorum hani) nalınlarını tıkırdatan haşarı kız çocukları gibi habire gülümsedim yürürken...

çıkardığım iç ve dış seslerden mest olmaya başlamışken köprünün tam ortasında durdum, kürekleri yana bırakıp kendini nehrin akıntısına bırakmış portakal soyan adamın yeride olmak istedim bir an, hayatı en az o adam kadar salmıştım akışına, sakin bir yaşamım vardı hatta denebilir ki hayatımdaki tek atraksiyon buydu yani işe geç kalıp kalmayacağımın adımlarımın sıklığına, bindiğin araca ve trafik ışıklarına bağlı olduğu bu koşuşturmaca, topuklarımın azizliğine uğramadığım sürece bu telaşın bana heyecan verdiği de kesindi, neden değişmesini isteyebilirdim ki? belki adamda kendimi gördüm ve olduğum gibi görünmek istedim, pejmurde bir kayıkçıdan daha kıyak nem var? belki biraz aşk... nerden biliyorum ki adamın yalnızlık çektiğini!? belki sevdiğine tasasızca sarılabilecek yakınlıkta, benden çok daha iyi durumda!

neden sevdiğimde dünyadaki tek gerçek aşıkmışım gibi şuursuzlaşıyorum bilmem, adam belki aşk meşk olayını ilahi mercilere taşımış aşmış benim olgunluk sandıklarımdan öte adam olmuş belki! adam aslında daha çok sarhoş olmuş gibi duruyor ama kime ne, bu adam kim, işe kaç dakika kaldı, adımlar, evet, daha çok adım var.

9 yorum:

mor dedi ki...

senin topuk seslerini ben muzikallestirebilirim,sarki yazarim. kücüklügümden beri,var böyle bir sey. ama ben topuklu giyemem mesela,ziplayarak yürüyomusum bi de hafiften,bence degil ama öyle diyolar.

sen simdi asiksin ya hani,sana simdi biraz "vira vira","ask yeniden" ve tabii ki bu defa "nakka"

dereotundannefretederim dedi ki...

o köprüleri, trafik ışıklarını, sandalı, adamı falan gördüm ben sanki, öyle geliyo :)

pusarık dedi ki...

mor; topukluları tıkırdattıkça "ole" diye bağırıp flamenko yapmaya başlayacakmışım gibi geliyor benim de, var bu seste bi fırıldaklık bi ritimbazlık bi numaralar falan ;)

ya sorma zaten dilimde lalala şarkılar, önü alınamaz biçimde bir leylalıktır gidiyor bakalım... görmemişin bi aşkı olmuş tutmuş habire kafa ütülemiş, n'aparsın :P

usta; o sandal bu sandalsa bak işte buna çok gülerim ben yahu :)))

mor dedi ki...

o sandal hangi sandal bana da söyleyin,dislamayin.

ayrica kafam seninle ütülensin ütelenecekse dostum yea,jilet gibi olsun caki gibi falan,razi oldugum seyler hep ;)

dereotundannefretederim dedi ki...

yok o değildir ama ben orda bikaç tane görünce hepsini biliyormuş sayıyorum kendimi..

mor sen bu açıklamayı okuma ve seni dışladığımızı düşünerek kıskan bence

pusarık dedi ki...

mor; çok güzel ütülü tost yaptığımı söylemiş miydim? öğrenci evlerinde halen namım yürüyor, söyle bakalım beynini suçuklu mu istersin sade mi (parantez içine yerleştirilecek uygun tümce "beynimi yedin", de yani çekinme :))

usta; eliyle sinek tuttuğunu iddia eden çocuklar gibisin, hainsin yahu, yazıktır garibim dışardan meraklı meraklı bakıyor, boş avcunu gösterip "uçtu ki" demesen ya :)

hımm demek sandalcılar da çinliler gibi hep birbirine benziyor :/

mor dedi ki...

dann,sen..cemile? sonra morun karnina bicak saplanir,ve hikaye baslar...

cok fenasin. anlatmadigin kayiklar kovalarsa seni,oh olsun. benden bil.

mor dedi ki...

dostum ne bitmek bilmez molaymis baa.

pusarık dedi ki...

heyamola :P