1/12/2011

grrr

dün akşam alt kattakilerin küçük oğluyla kükreşerek gayet hayvanca bir iletişime girdik –fahriye ablalıktan beni bu kurtarmazsa daha da bir şey kurtarmaz- şimdilerde cılız görünen bedenimden umulmayacak derece eskiden yadigar geniş bir midesizliğe sahip olmalıyım ki tombik oğlandan fena hem de çok fena halde gür kükremelerle sarstım annemin bünyesini, “hasbunallah” çekip bir yan bakışla koca gövdesine bakmayan iki malak gibi gem vurdu ağzımıza, çayla bisküvi faslında az daha kudurduk, oğlancağız saç çekip dirsek atmak ve hatta çelme takıp çaydanlığı devirteyazmak gibi gayet insanca hoşlanma belirtileri gösteriyordu, eh tabi şair bir hatunun haklı tespitiyle “kumru değiliz biz, geyiklerin sonu da çok acıklı” kumrular gibi koklaşıp geyik yapmakla ömür geçmiyor bizatihi gerçekliğini görüyorum bunun, zaten bu aralar bi blog buldum o da aynen şöyle diyor “insan olun biraz!”

kavga edip didişmenin zevki insancıl duygularıma verdiği yıkımla göçük altında kalmasa hani teker teker gelseler baş ederim velakin hayatı “şaka gibi” yaşamayı da ciddi ciddi dikeltmeyi de her daim istemiyor paşa gönlüm, bir dikiş tuttursam gelişine göre, en tutarsız yanlarımı da birbirine ulayıp hayrıma yolluk yapıp verdim mi müthiş olurum bence, bu ara zaten kafadan attığım zarlar şeşbeş, zar tutan fikirlerimi öpsünler e mi?

(yok yok henüz sıyırmadım ;)

Hiç yorum yok: