9/11/2010

nadas zamanı


kin tohumu atıp gönlümü tarumar etmek yerine süresiz nadasa bırakıp kuruyup çatlamaya terkedeceğim onu, kışın ayazında çıplak kalacak ki bereketi kaçan yerler taşa kessin, taşlar yıkılan sınırlara duvar olsun ki her önüne gelen hana girer gibi dalmasın... ağustosta yalınkat sıcağın alnında olmaya alıştıracağım, renkten yeşillenmekten mahrum kalacak, özleyecek; yaşamı bağrında taşımayı, canlılığı, hareketliliği...

kendim ve başkaları için diktiğim tüm güven ağaçlarını kökünden söktüm hatta komşunun masumca uzanmış dallarını bile kırdım ince yerinden, nadas için kapıya kilit vuruyorum, bomboş yere kilit saçma fakat bir canlının ayak izine bile hasret gitmek de lazım bazen...

Hiç yorum yok: