8/29/2010

sert virajlı rampalar, dağlar ve asfalttaki yabani tavşan

'dünyanın öbür ucuna git'mek için elimden geleni yapacağım ve bunu mümkün olduğunca adım adım yapıyorum.

dün ılgaz dağı'nın eteklerindeydim, sabah dikmen vadisi'nde yürüyordum, şu an çukurova'dayım, plansız geziyorum, serseri bir kurşun gibi... umarım kaderin tetiklediği yer bir gezginin sol yanı olur ve ölüm bizi ayırıncaya dek orada saplanır kalırım, yoldan çıkmadığım ve bir kalbin sıcaklığını hissettiğim sürece kanayan sızlayan bir yara olmaya değer mi bilmem ama şayet acı vereceksem tüm o ağrıyı acıyı sahipleneceğim, onu biliyorum.

aklıma da gelmiyor değil hani yollarımı şaşırdım da ondan mı bu yol sevdası, bu arayış aslında bir kayboluş hikayesi mi?

sevdiğimin yanına gitmeye bahane bulamıyorum, aklına girmeye yol bulamıyorum, kalbinde yönümü yitiriyorum; bana öyle geliyor ki bu adama ulaşmak dünyanın herhangi bir yerine ulaşmaya çalışmaktan kat be kat meşakkatli... insanın haritasını okumak bir hayli zor.

4 yorum:

muhaber dedi ki...

asfalttaki yabani tavşanı aradım, bulamadım. ama sen aradığını umarım bulursun, arayan bulurmuş, dikmen, ılgaz, çukurova... az kalmış bence.

pusarık dedi ki...

işin ilginci aramıyorum velakin düşmüşüm bir kere yola, habire yol bulmaya çabalıyorum :/

tavşan için bakınız

pusarık dedi ki...

şu da var ki; tavşan dağın karşısında iç geçirerekten şarkılar söyleyip fasıllar geçiyor "ben küstüm ben barıştım" diye içli içli döktürüyor falan ama dağın umru değil, yankı dışında bir tepki yok bakalım hayırlısı...

muhaber dedi ki...

şu da var ki, yazı bambaşka yerlere kaymış yorumlarınla :) hayırlısı diyorum senin gibi...