8/19/2010

nette gerçeğe ayıp olmalı mı olmamalı mı?

dün arkadaşlarımdan biriyle hararetli biçimde ‘sanal-gerçek’ tartışmasına girdik, sanalla avunanlara acıdığını söylediği an  koptum tartışmadan, ben  kendimi sanalda avutuyorum, evet, acınaklı tarafı nedir ki bunun? sanalı bağımlılık kabul eden zihniyetin madde bağımlılığından müzdaribim ben de…soyut gerçeklik kabul edilemezse matematik safsatadan ibaret demektir, sanalın temellerindeki tüm o sıfır birler kaskoca yalanlar, hatta tutulan tüm muhasebe defterleri, köprülerinizin dayanıklılığına güvence veren onca ölçülü biçili rakam hepsi ama hepsi yalan… yıkın duvarları, içgüdülerinizle kurduğunuz yamuklar size yeter!

kendine çok farklı sanal kimlikler edinen insanlar olduğu doğru ama onların bir parçası hatta belki de şizofren yanlarını kontrol altına almanın en güvenli yolu onlar açısından, sanalda maskelerden bahsediliyor gerçekte olsa fark edilebileceğinden falan, bence asıl bu türden avuntu tehlikeli olan, kendini uyanık sanan gafillerin şekerlemesini bölen dolandırıcılar yok mu hayatta, anlatın desem anneler-satıcılar-dolandırıcılık ekseninde gelişen bir hikayesi vardır her birinizin, muhtemelen…

yıllardır tanışık olduğum birini yakından tanıma aşamasında bambaşka bir portreyle karşılaşmayı bekleyebiliyorsam ve tanıdıkça şaşırtıyorsa harbiden, sanaldakiler hakkında da tehlike opsiyonuna sahip olacağım elbet, aklıma şaşacağım satır aralarını okudukça, yeri gelecek kahrolacağım… yine de bırak artık “sokağa çıktım adamlar gözleriylen yediler” paranoyaklığını mümkünse sözleriylen yaptıklarını varsaymayıvereyim.

itiraf edeyim sanal yollarla tanıştığım bazı insanlar yüzünden fazlasıyla kırılıp incindim fakat tüm bu insanlar ağaç kavuğunda yaşamıyor bunu görmezden gelenlere inanamıyorum ben, kötülük gömlek değil ki bilgisayar karşısında giysin, gerçek hayatta hatalarından soyunsun, yok öyle bir şey... bir insan üslubunu değiştirir hikayesini değiştirir ama zekası açılıvermez, bakış açısı genişleyivermez, algısı güçleniverip on kaplan gücünde olmaz, laf kalabalığı olur olsa olsa...

tanıdık bir yüze sevgiyle bakıp tek kelime etmeden derdini anlatmak apayrı bir güzellik onu inkar edemem ama neti bunca yadsımak yok yahu, iş değil.

10 yorum:

cemo dedi ki...

Boşver başkalarını en güzel yol bildiğin yoldur.Sanalda da gerçek hayatta da aynı tehlikeler mevcut.

münzevi kişilik dedi ki...

ımm arkadaşınızı esefle kınamakla beraber şunu söylemek isterim ki evet ben kendimi sanalda avutuyorum.Gayette memnunum.Ne biLiyim sanalda cesarete ve özgüvene pek gerek yok.İnsanLarı görüp onlardan kaçmayı gerektirecek bi durum yok.Bu yüzden cazip ve hatta normal hayattan daha gerçekci!
Çok güzeL bi yazı olmuş ayrıca.

simeranyam dedi ki...

ya bilmiyorum sanal kimlik ve reel kimlik arasındaki farka karşı olanlardanım.. sanalda kendimi avuttuğumu düşündükçe kendi kendime yalan söylemiş hissine kapılıyorum ve sonradan rahatsız oluyorum..

bende sanaldan kişilerle tanıştım ve sonunda zarar gördüm.. çoğu insandan duydum bunu.. o yüzden sanal insanlarla tüm irtibatımı kestim ve elimden geldiğince sanal insanlarla muhabbet kurmıcam..

mesela zarar gördün "niye üzülüyorsunki alttarafı sanal" diyebiliyorsun.. ama öyle olmuyor işte..

zaten gerçek hayatta sürüyle sorun var, birde buna sanalını eklemek bana saçma gelmeye başladı..

ddarko dedi ki...

En iyi arkadaşlarıyla internet üzerinden tanışmış birisiyim. Bunları günlük yaşama da taşıdık zaten, sanalda kalmadı. Onun için sanaldaki gerçekliği seviyorum. Karşındakinin bu ortama hiç olmadığı ve belki de olamayacağı bir karakteri yaşatmak için girmediğini görmüş oluyorsun. "Gerçeklik" deyince de işin sanal kısmının pek önemi kalmıyor sanki. Yani her şey sanal ve banal değil bu ortamda.

Zararını ben de gördüm. Önce dostum olan sonra da günlerimi bana zehir eden birisi vardı. Sonra ben de ona günlerini zehir etmeye başladım. Elimde koz vardı, bir miktarını kullandım işte. Bana çektirdiği acıları amorti ettiğimi düşünüyorum. Sonra olaya Fransız cephesinden katılan bazıları çıkıp şerefsiz dediler, ironi yapmaya kalkıştılar, kendi yorumlarını kattılar falan (alenen edilen hakaretin neresi anlaşılmayacaksa artık.) Başka da ters bir durum olmadı. Çok güzel insanlar tanıdım internet sayesinde, tanımaya da devam ediyorum. Arada oluyor tabii terslikler ama çoğunlukla tencere kapağını buluyor.

pusarık dedi ki...

cemo; aynı fikirdeyim :)

münzevi; arkadaşımı kınamakla kalmadım başını ağrıtacak kadar dırdır da yaptım, çenem ağrıdı durdu bugün, düşün sen artık :/

simeranyam; sanalla gerçeği birbirinden ayırmak demek benim gibi bir uykusuzun gözlerine işkence yapmayı kısa süreli bıraktığı şekerlemeleri terketmesi demek gibi bir şey, etme... burdan sana müzeyyen hanmablacığımdan "rüzgar kırdı dalımı ellerin günahı ne, ben yitirdim yolumu yolların günahı ne" diyen güzelim şarkısını yolluyorum yahu ;)

ddarko; şşşttt böyle atışmak falan olmuyor bak, hem laf vurulmasından yakınıp hem laf atmak da yok diyim yani... ben olaya papua yeni gineli bile değilim,karşılıklı oturup sazı elinize almayacaksanız blogta atışma istemiyorum, haberiniz ola!...

arkadaş yönünden ben de kendimi şanslı görüyorum, internetten tanışıp okul arkadaşlarım kadar yakınlaştığım kişiler bile var, denk gelince güzel oluyor öyle :)

ddarko dedi ki...

Tamamdır, böyle bir şeye burayı alet ettiğim için özür diliyorum, bir daha olmayacak :)

mor dedi ki...

ya ama bu normal,insan netteki gerceklige denk gelmedi mi,soyutluga camur atmasi kadar normal bisi yok bence. kendimden biliyorum cünkü,hor görme arkadasini,oluyo öyle :P sen onu tanistir bizimle,görsün soyutluktaki realiteyi (breh breh :p)

pusarık dedi ki...

ddarko; iyi madem :)

morcağızım; yok bizim kızın anlayacağı yahu, buranın benim için gerçek bir önemi olduğunu gördükçe daha da gıcık oluyor üstelik, yıllar yılı arkadaşlık ettik şimdiye dek bu kadar farklı baktığımız bir durum denk gelmemişti,en ayrı düştüğümüz mesele bu sanallık mevzuları işte :/

Esmir dedi ki...

Sanal dediğimiz de gerçeğin bir başka yansıması!..

bazı bazı! ya da bazılarınca görünmek istedikleri tarzda sanala uzanan parmaklar...öyle anlar gelir ki, aynaya bakarcasına baktıkları monitör ekranından taşarlar! adeta...
yani; kısaca kimse kendinden kaçamaz..bir şekilde toslar!reelde de sanal da da...hepimiz değişimin önce dönüşüm krizlerini yadırgar sonra da gelişimi karşısında şaşar kalırız...

iyilikte, kötülükte her yerde içerde de dışarda da!...insan her yerde insan...(çekirge misali)

iyi ki var internet dünyası, koskoca dünya avuçlarının arasında!seçenekler; açlık-tokluk-doygunluk-boşluk-arayış-kavrayış-öğrenmek-bilgilenmek...vs...uzar da uzar..:)
nacizane görüşlerimdi...

esen kalın...

pusarık dedi ki...

esenlikler efenim, üç aşağı beş yukarı aynı fikirdeyiz :)