1/30/2013

yastık kavgası

ben hayatı bir doğru bir yanlış yaşıyorum.

içime bir ateş düşüyor sanki benden önce milyonlarca yıl öteden beri var -düşününce yalan da değil aşk adem'le havva'dan beri var ne de olsa- sonra bakıyorum ki o antika his yeşermiş şarmaşıklar gibi her bir yanımı sarmış, şimdi böyle anlatınca dillere destan bir aşk bekliyor insan ama ben mükemmel değilim, aşk da değil haliyle, böyle bakınca da pek anlatacak bir şey yok ama seviyorum, hem de ne sevmek...

destansı olmayan hayatımın sıradan atraksiyonlarında nasıl da dünyayı kurtaran vaziyetlere girdiğimi olayın sıcağıyla farketmesem de beyin ilginç bir oluşum, olmadık bir anda bir çağrışım ve gerçeğin meymenetsiz suratıyla karşılaşılan o an, donan gülümseme, boş bakışlar, yüzün kızarsa bile farkedilmeyecek bir gece vaktinde, tam bir rezalet, oldukça insancıl bir durum olmasıyla avunmak bile anlamsız bir yerde ama bunlar da sıradan sonuçta...

büyüklere anlatılan o çocukça masallar gerçekten yaşanıyor mu merak ediyorum, şehir efsanelerinin vücut bulduğu birileri dolaşıyor mu etrafta? çok düzgün fizikli insanların bende direkt ötelemeye neden olan tarafları kusurlu hallerle normalleşiyorsa, hayatımın çok iyi giden zamanlarında kabahatlerle benimseyip ders alma adı altında hissettiğim o kuvvetli his aslında ufacık bıyık altı bir gülümseme mi yada insancıl hissetmek olabilir mi?

benim her çözülen sorunla güzelleşen ve her sorunda benimsenen güzelim hayatım, aşk paradigmasına karşı mavi ekran veriyor o ayrı tabi...

Hiç yorum yok: