10/29/2012

evim gurbet oldu, eloğlu elim avucum...

kocayı ankara'ya annemi de yürüyüşe gönderdim evde kös kös oturuyorum.

buralarda durasım hiç yok, "çok da evlilik meraklısı değilim be ya" söylemlerim geliyor da aklıma, gülüyorum, meğersem içimde ukde kalmış, yoksa insan böyle hemencecik benimser bağlanır mı?

kendimi oyalanacak yığınla nevale bulmuşum, hepsi de bomboş...hizayı bulmam zor oluyor, özellikle geçen sene hazırlanıp durduğum sınavda hatta ondan önceki seneki sınavda ve hatta son birkaç yıldır envai çeşit kulvarda habire çuvallayıp duruşumun nedeni kesinlikle dikkat eksikliği ve o boş beleş uğraşlar...

ne kadar güçsüz düşmeye başladığımı, enerjimi daha akıllıca kullanmam gerektiğini fiziksel zorlanmalarla farkedebiliyrum! eh ne de olsa hastalık, stres, kaygı, telaş aralıksız sürüp gidiyor, onlara harcadığım enerji isteklerim için efor harcama fırsatı bırakmıyor artık...birdenbire kıymete binen performansımın ve zamanın ötesinde kendini gerçekleştirme isteğimin altındaki sebep bu -evi çılgınlar gibi özlememin ardındaki bile bu, görebiliyorum- fakat yabanıl yanlarımdaki otları çekip sevimsiz huylarımı budayınca aşılama yapacak dallar gerekiyor, iyi huylu yeni arkadaşlarla geyikler, eski arkadaşlarla derinlemesine muhabbetler harika olabilir şu aşamada, ne varki bende insan içine karışma istidadı körelmiş beyhudeliğin içinde, ihtiyacım olduğunu bile bile adım atmaya gayretim yok, hayınlığa devam göz göre göre...


Hiç yorum yok: