11/11/2011

istikbal göklerdedir (ayakların yerden kesildiğinde)

mutluluğun bünyemde ağır etkileri olduğunu biliyordum, şükür ki aşırı doz mutluluktan ölenini de duymadım daha...yere bastığımı hissetmiyorum, tökezlemelerimi, düşmelerimi, düştüğümde sıyrılan yerlerdeki sızıyı da hissetmiyorum, tam olarak uyuşmuşluk ya da umarsızlık gibi değil, bir tür sarhoşluk hali, bilinçsizce sürüklendiğimi hissediyorum mutluluğun peşinde...duymak istemediklerimi es geçiyorum, görmek istemediklerime körüm, dilim de tutuluyor kendiliğinden...tüm bunlar anlatılırken kulağa geldiği kadar kötü yaşanmıyor, belki tam olarak anlatamıyorum...'üç maymunu oynadığım bir hayal sahnesi mi kurdum kendime' dediğim oluyor ve fakat mutluluk elle tutabileceğim kadar gerçek, her gece gözlerinin içine bakıyorum mutluluğun uzaktan da olsa -mutluluğun gözleri yeşil- sesini duymasam işim rast gitmiyor -ses tonunda biraz çocukluk biraz adamlık var- mutluluk biraz ketum, hamuru bozkır toprağından -ilginçtir- sert kışlarda bile avuçları sıcacık...

uçtukça uçuyorum, hayırlısı bakalım...aynadaki  sırıtık şahsı süzmek, belgeselde uçan sincapları seyretmek kadar tuhaf geliyor.

Hiç yorum yok: