8/10/2011

'mavi duvar' iyiydi yahu, bizim evin duvarları da mavi

"aşk sırça bir köşktü, viran oldu ve geriye yalnızca kırık uçları sivrilip keskinleşmiş camlar kaldı, üzerinden şöyle bir geçildiğinde bile batan, acıtan, kanatan..." diye zırvalıyorum içten içe ve fakat aynı dakikalarda annemin camdan yapılmış bardak çanak türevine 'cıncık' dediği aklıma geliyor, kendimi tutamadan ufak bir kahkaha kaçırıyorum ağzımdan, hani şu homurtuya benzeyenlerden, ağlarken çıkardığım mırıltılardan iyidir kesin!

derin bir huzur kaplıyor etrafı, kocaman gülümsüyorum, eskisi kadar şiş yanaklarım olmasa da gülüş eh işte idare eder, en azından huzurluyum, huzurumun başımın üstünde yeri var, kızarmış yanaklarımın bile üzerinde...öyle ya huzuru başüstüne alıp ise pasa çamura bata çıka yaşıyorum hayatı, başkasının hayatını yaşıyormuşum hissinden üç beş adım ötedeyim çok şükür amma elalemin elinden çıkma tahta bacakların üstündeymişim gibi de yabancıyım gidişe, adımlar benim, gel gelelim bunlar ne ayak akka, hı, ne ayak?!

doğruyla yanlış arasında volta atıyorum, leş gibi bir hapishanenin pis duvarları gibi birbirlerine benziyorlar her geçen gün biraz daha...tuttuğu yosuna kadar tanıyorum duvarları ama artık ne farkeder, özgürlük esaretin en acımasız zindanı olmuş bir kere, doğruya da yanlışa da işemişler boş buldukları yerde mendebur herifler, kimin kimsenin yaralı parmağı olduğundan değil ya laf olsun işte...

tüh ki suçlanacak şeytanları da bağlıyorlarmış ramazanda, kendime kıyamadıksıra sokardım parmağımı şeytanın kör gözüne, fena mı!...

Hiç yorum yok: