8/08/2011

'dönüp gitmek'le 'dönmek' arasındaki sırnaşık tezatı sevmiyorum.

iki haftalık upuzun bir tatilden geliyorum, teknolojiden tamamen uzak, kimyama uyacak derecede yabanıl ve ruhuma nefes nefes dolmasını istediğim tertemiz bir hava...

yaklaşık beş yıldır bir haftadan uzun tatil görmemiş bünyem yayla hayatına tam bir iş disiplininde sahip çıktı açıkçası ordaki dirliğe düzene eskiden beri vakıf da olunca pek zor olmadı kendimi oralara uydurmak; ama nedense geldiğimden beri şehirdeki sıcağa ve karmaşaya uymak zor geldi.

hastayım, madden ve manen...süratle ilerlemem gerekiyor oysa, işim ilk girdiğim yılki kadar dinamik bir çalışma atmosferinde başladı, bir hayli gidecek böyle, tahmin edebiliyorum gidişatı, eh tecrübeliyim bu konuda artık, için için de korkuyorum bu iş yoğunluğuna eskisi kadar hevesle dalıyor olmayacağım ne de olsa velakin beş seneyi de haybeye vermedik zannımca, zihnimin en dalgın hatta başımın en aladağlardan serin olduğu, aklımı hangi şehrin kapısında bıraktığımı bilemediğim vakitlerde bile de işimi yapmak konusunda fazla endişelenmem gerekmiyor neyse ki...otomatiğe bağlamışım bir yerde...bilincimin altı da üstü de işe gelince dümdüz, sevinsem mi üzülsem mi bilmem, alabildiğine tekdüze fakat bir o kadar da nankörlükten uzak...

iş yerinde klima bozuk, evde faturaya gelecek üç kuruşun hesabındayım mahsus çalıştırmıyorum, yanıyorum haliyle...yalnızken ramazan da hiç çekilmiyor ne diyeyim...birkaç kişiye kendimi davet ettirdim, iftariyelik bir şeyler de hazırladım kendime, yeni yemekler denemek için malzemeler aldım, falan...bugünlük her şeyi kendime zorla yaptırıyorum bakalım hevesim gelir diye umuttayım.

kendime not: hani diyorum umut kelimesini lügatten silip yerine alternetifler üretmeli tez vakitte.

Hiç yorum yok: