7/19/2011

herhangi bir gün

yalın bir hayat yaşıyorum, süregiden haller sessiz ve sakin görünüyor ama kör noktalarım da yok değil hani!...dünyayı değiştirdiğimi sayısız kere hayal ettim fakat hedeflerim hep asgaride...ömrümce sevmeyi sevilmeyi bekledim fakat sevince bir yanım hep tetikte...standart dışı zamanlarım oldu fakat yaşarken baz aldığım hep sıradan şeyler, harici vakitler sıradan kılıflarda...bildim bileli inançlarım yalnızca beni bağlar, tartışmalı konulara girmekten sakınırım ama içten içe en doğrusunu bilirim sandım oysa inanmaktan daha mühimi olmaktı, olduramadım, ezberler bozuldu, anlamlar evrim geçirdi, öyle böyle derken masumiyet yalan oldu, kalan değerlerime gözüm gibi bakayım diyorum ama sakınan göze çöp batıyor işte n'aparsın?!...

bazı insanlar görüp imreniyorum, hiçbiri benden daha zeki ya da daha yetenekli değil ama yaşama becerileri had safhada, hayranım.

6 yorum:

tutsak dedi ki...

Kısa bir anekdot :;
Bir köye gitmek için yola çıkacaklardır ancak köye arabaların gideceği bir yol yoktur. Onlara rehberlik edecek 65-70 yaşlarındaki kişi yanlarına geldiğinde yükleri taşıyacak bir eşek dahi getirmemiştir. Ne yapacağız diye düşünürlerken . Rehber ''Aşk eşeğine yükledik mi gideriz'' der ve 50kg lık kitap kolisini sırtlar ve 5 km yolu gıkı çıkmadan giderler.
Sevgi ile kal

pusarık dedi ki...

kitapları yük etmek hoş değil bence, onların yerinde olsam okuya okuya giderdim köye, mesela her öyküde bir adım giderdim ama köye vardığımda üstümde hiçbir ağırlık hissetmeden, tamamen hafiflemiş ve içselleştirmeye adım adım varmış olmanın huzurunda...sizce de güzel olmaz mıydı?

bir aşk eşeği de buraya lazım o ayrı tabi, kitap yükü pek ağır gelmiyor da duygular yerinden kalkmak bilmiyor bizim köyde :)

sevgiler efenim, selametle...

jewel dedi ki...

bazen öyle benden bahsediyorsun ki, okurken hepsini tekrar tekrar yaşıyorum, üzülüyorum.
özellikle de şu başkalarına imrenme hususunda..
bir yanımı hep eksik bırakacak tek şey bu işte, başkalarının yaşama becerisi.
çokça rol yaptıklarını düşünsem de, bu kez de ne güzel rol yapıyorlar diye hayıflanıyorum. :)
böyle şeyler işte..

pusarık dedi ki...

adamlar yapıyor abi :P

yaşam enerjisi yüksek bu muhteremlerin zannımca, rolse de helal olsun, müthiş bir motivasyonun ürünü olmalı :)

genelde yazdıklarını okuduğumda sana çaya ya da dışarda fink atmaya falan gidesim geliyor, beni hiç üzmüyorsun, en iç karartıcı konularda bile gözlerinin pırıltısını görür gibi oluyorum, şimdi ama bak üzdüğüme üzüldüm, kasıtlı yapmadım, inan, annemin eve yerleştirdiği kara deliklerden biri benim iyimser yanımı olabilir mi?

neyse ya, neşelenince de zevzek yanımın önüne geçemiyorum zaten:P

özümde iyiyimdir yahu ;)

jewel dedi ki...

biliyorum kuzum, bilmez miyim özünü.. :)

çok kötü bi üzülmek değil o, "bizde niye yok?" serzenişi gibi. farketmek bir kez daha.
sen beni üzemezsin ki hem, ben kendim üzülürüm.
asıl üzüldüğüm ne biliyo musun, bana çaya gelememen-benim sana çaya gelememem ya da herhangi bir kentin sokaklarında fink atamamamız.

seneye ikimiz de aşklarımızın terkisinde, her sabaha güzel dudaklı gülüşlerle uyanmaya gitmiş olabiliriz.
gitmeden.. yahut gitsek bile..
yapalım.
:)

pusarık dedi ki...

cidden ya bi çay içemedik senle, iki senedir ha geleceğim de geleceğim diyorum yerimde sayıyorum anca...gel gelelim her gün ayrı bir teraneyle kafam bulanıyor be cancağızım...karadenize gideceğim, diye üç senedir debelenmek devede kulak kaldı askıya aldıklarımın yanında :/

her şeye rağmen geçecek bugünlerde, biliyorum.

mevla ömür verirse yapalım bence de, gözüm açık gidecek zaten senle şöyle karşılıklı bir kahve tellendirmezsek ;)