6/02/2011

geceden sabaha...

bugün gecenin simsiyah kumaşında gözalıcı bir parlaklık var, ellerim avuçlarım karamsarlıkla dolu ama onları kenetlemiyorum kollarımda, aksine iyice açıyorum avuçlarımı, gözlerimi sımsıkı kapatıyorum, dua ediyorum, sanki kalbimin gizli bölmeleri var da gözlerden ırak kalmalı kendi gözlerimden bile yani o kadar, nerden kapılmışsam işte böyle bir izlenime, aslında gün görmemiş duygularım olması fikri hoş...

her neyse

elimden gelen sadece dua etmek...

yangın kalbimi kuşattı...alev harlıysa üstüne su dökmek kudurtur yangını iyiden, o misal kelimeler dilimden aktıkça gözümden top top yangın fışkırıyor, lav gibi yanaklarımı kavurup aktığı yerde taşlaşıp kalıyor sanıyorum, oysa bir zerrecik tuz katılaşan, çıplak gözle görülmesi dahi neredeyse imkansız...mutluyum, ağlamak halen benden yana ümit var demek, kaygılarım ve çaresizliğim beni tüketmiyor aksine çoğaltıyor demek, çağlamak ve akmak birikmişliğin sağlam setlerini yıkmamak için gerek arada sırada...

geçmiş kandiller çok farklı duygu yoğunluğunda geçerdi, böyle bir gecede ağlamak benim için nimet değildi en azından, şimdiyi yadsımıyorum ama hatırladığım bir başkasının hayatıymış gibi geliyor bazen...nehrin yatağı değişti, şimdi her zamankinden güçlü akmalı...

Hiç yorum yok: