6/14/2011

ışıkları geçmeden kaptan!

bugün belediye otobüsünde iş arkadaşlarımdan birinin bir torba dolusu salyangoz taşıdığını farkettim, sırf gıcığına yanına gidip kıvrandırabilirdim hatunu, daha birkaç gün evvel bana sıkı bir ayar çekmişti onun kuyruk acısı da vardı ama uğraşamam, bünyem kaldırmıyor öylesi şeylere enerji harcamayı, melek olduğumdan falan değil yani üzerimde geçgin bir kadının ruhunu sürüklediğimden...

kadını görmezden geldiğim halde onda bir saklanma köşedeki demire torbayı siper etme çabası gördüm, bakınca göz göze geldik tabi, selam vermemek imkansızdı, gittim yanına, laf sokma mevzunu az evvel kafadan katlayıp rafa koyduğum için ciddi ciddi söylediklerini dinlemeye başladım, resmen saçmalıyordu, gevrek gülüşümü ve sivri burnumun bükülüşünü göremezdi çünkü cidden duruşumun ciddiyetine odaklanmıştım, şimdi bile durum komik geldiği halde gülemiyorum, kadının tüm o mimikleri ve mimiklerinde gezindiğini hayal ettiğim  salyangozlar fikrimi gıdıklayamıyor ama komikti hakikaten.

özellikle sağlık köşesinden dönüp çocukluğa  indiğimiz sapakta bahsi geçen sülük anıları iç çekmeli kahkahalarım için birebirdi yahu...tarifsiz anlardan biri olarak kaldı bu da böyle, oysa beni ne çok neşelendirecekti inceden...hapşırmak isteyip de burnunda o kaşıntılı hisle kalmak gibi bir şey oldu, ne yazık!

Hiç yorum yok: