2/01/2011

maksat muhabbet olsun

kelimelerle aramız limoni bu aralar... ben yazmayı terkedeli beri onlarla oynamak eskisinden daha meşakkatli; mesafeli bir ciddiyetle yaklaşmam gerekiyor yoksa dilime dolanıp kalıyorlar inatla...eskiden az konuşup illaki her kullandığım kelimenin hokkabazlığına girişirdim, aklımın almadığını kağıda kardım mı anlamsızlık süsü verilmiş yığınla oyuncağım olurdu, severdim.

aynada gördüğüm yüzsüz, vücudum hakkında ileri geri konuşup asabımı bozarken susmak bilmiyor velakin nedense iş güzel laflar etmeye gelince çıt yok -hıh şuraya yazıyorum, kendini beğenmişlere burun bükmeyeceğim kat'iyen, meğer ne zormuş kendini beğenmek- çerden çöpten bilgilerle donanmış tenekeden kafalar dahi uygun ritimle hoş sesler çıkarıyor da benim kuyuya attığım taşın sesi daha yok ortalıkta...

uzun zamandır susmam gerektiğini sezdiğim sıra, usulca, lafları noktalamaya yakın yuttum, şimdilerde yutkundukça kursağıma takılan sözler yok öyle ama öfke/heyecan durumlarında kekeleme huyuna yakanladım, hayret ediyorum şu yaştan sonra kelimelerin beni böyle yumuşak karnımdan yumruklamasına!

keşke bu kadar çok konuşmak zorunda kalmasam... günde en az 5000 kelime sarfedip ortaya koyduğum hiçbir şey olmadığını bilmek dahası üste para alıp boş konuşmayı sürdürürkenonları yerli yerince sarfetmeyi bir türlü beceremiyor olmak içler acısı... üstüne üstlük güldürükçülüğüm sizlere ömür, bari soğuk da olsa kalaydı üç beş fırıldak laf aklımda, kendimi güldürecek kadarı kalsa olurdu yani, gülerkenki halim komik oluyor, kurtarırdım durumu belki...

çok konuşmakta gözüm yok ve fakat yazarken simidimi alıp kaçan serçeler gibi uçuşmasalar bu sözler hiç fena olmayacak!

Hiç yorum yok: