12/03/2010

tek renk

yeniden bir odaklanma sorunuyla karşı karşıyayım, tek bahanem havalar… gül mevsimi bitmiş ay aralık olmuş süregiden bahar bana mısın demiyor, komşular şu güya kış günü dediğin bahar sıcağına güvenip habire halı yıkamanın derdinde...huysuzluk bahanelerimi de ekseriyetle bahar bunalımı, alerjiler ve türlü mızmızlıklar süslüyor ama esas mesele sanırım monokrom hayata sandalye gibi dahil olmaktan ibaret, yann tiersann’ın monokrom şarkısı eşliğinde göz pınarlarımdan şip şip musluk akıtıyorum, üzücü bile değil zıkım gayet sinir bozucu…

bu yıl mütemadiyen hayallerimi ve de en çok kendimin güldüğü esprilerimi kendime saklıyorum hatta kendimden bile saklıyorum çünkü beynim bu konularda en kıt dönemini yaşıyor, lafazanlığım sıradanlığın kollarına kendini bırakmış, çalakalem yazdığım üç beş yazı can çekişmekte, bıraksam klavye böğürerek ağlayacak hani arada bozuk rafla beraber atıyor kendini yerlere ama henüz kendini ortadan ikiye yardırmayı başaramadı, blog desen hepten şaftı kaydırmış zaten, bakalım n’olcak!?

tam da kıraç abi “ne arabesk günler geceler yaşadım” deyu bağrı yanık şarkılar çığırırken eşeğin kulağına su kaçırdığımı ima eden bir mimik yakalıyorum aynada, elimden gelse kendime bile iyi olduğumu salık verip kandırıkçılığa yelteneceğim, yuh yani!...

2 yorum:

ddarko dedi ki...

Son bir iki aydır yazdığın en güzel yazı olabilir bu :)

Biraz övgü, biraz yergi gibi oldu ama övgü kısmı daha önemli bence :)

pusarık dedi ki...

son paragrafta yine aşk meşk deyip iç kıyıcı laflar döşenmemek için nasıl tuttum kendimi, biliyor musun :)

bu da olmadı ya, eh, en azından ümit vaadediyor :P