12/30/2010

bulanık suda yüzenin ayağına taş değer

kum saatinin son tanecikleri akıp gidiyor öylece, ne olacak şimdi?

yaşanan anları tane tane yuvarlayıp ötelere göndermek iyiydi, hoştu ya bakalım; günü, ayı yılı öğrenip zamanı parça parça bölerek bir yere varabilecek miyim?

yüreğimi serin tutmaya çalışıyorum ama ne fayda, kor olmuş, kim elde avuçta tutmaya çalışırsa vay haline!...

düşünüyorum ama yediremiyorum, en sevdiklerimin arasında kalsam beni kıra döke ufalayıp ilk rüzgarda yitip gitmeme müsaade edecekler mi? ben gavur mangırı etmez biri miyim ki ne demeye beni öyle kolay harcasınlar?

korkuyorum... oysa gözü karayım, kolay uslanmam, iflah olmaz inatçının tekiyim, hemencecik havlu atmam... peki, ya gerçekten değerli değilsem?

kaya dirençlidir, su inatçıdır, hamam böceğinden daha dayanıklı bir canlı var mı bilmem, yani yok illa her sağlam duruşun kavakta gövde buluşu, kabuğundan çıkmamış bir inci olma hüsnü kuruntum hiç yok ve fakat kim istemez ki değer bulmayı hatta aranıp da kırk yılın başında bulunmuş olmayı, el üstünde tutulmayı, hı?

içten içe kendimi çatur çutur yiyorum, buyurmaz mısın?

ha bu arada şunu görmezden gelmiyorum; ben böyle güzelim falan filan...

2 yorum:

mor dedi ki...

ve fakat sen aslinda böyle mutlusun. belki de. yani,tüm bunlarin hicbiri olmasa ne yazacak ne yasacak hatta neyin hüsnükuruntusunu yapacaksin? gibi gibi. bence sen böyle cok güzelsin,ve bunu en cok bilmesi gereken kisi de pasa pasa biliyordur. bilmeli. biliyordur yeaa.

pusarık dedi ki...

biliyor gibi gibi, biliyordur yani, inşallah :)

mutluyum çok şükür cancağızım, sayılı günler çabuk geçse daha da mutlu olacağım sanırım :P

ustamın bi lafı vardı "bir dakika da amma uzunmuş" diye, aynen öyle işte...