12/13/2010

ahmak ıslatan

ben güneşli gün yazısı yazdıktan hemen sonra yağmur başladı ve günlerdir devam ediyor.


yağmur yüzünden tekleyen internetim tümden kendini iptal etmiş vaziyette, eskiden olsa iki dakika bağlantı için harcadığım iki saate aldırmazdım, şimdi oturup film seyrediyorum, benim için bilgisayarı açmak telefon şarj olana kadar sinema ve müzikle hoş beş etmek demek gibi bir şey artık...

yağmurlu günlerde beni hatırlayan -hem de en sevdiklerimden- pek çok insan var, bunu düşünmek bile yağmuru biraz daha sevdiriyor bana, ıslanmak her daim duygusal bir eylem...

peki, ben yağmurda neler hatırlıyorum?

yoğun bir özlem duygusu...bahar türküsü...üç beş ayıpçıl şiir... akşam vakti balkon penceresinden seyredilen bir sokak lambası... istiklal'de bardaktan boşanırcasına yağan ve de şemsiyeleri ters yüz eden üşütse de ılık gelen ıslanmışlık... kış günü yalın ayak olmanın zevki... şehrin en kalabalık caddelerinde ufacık bir karşılaşma ümidiyle gezinen sulugöze ılık bir teselli... bir köprü üstünde ayaza kesmiş duygulara en sahici tercüman...avuçiçi kadar bir okul bahçesinde okul müdürünün iki kişilik yağmurlu anonsuna aldırmayan ikili dost muhabbeti... çocukluk, muzırlık, vs...

2 yorum:

Adsız dedi ki...

ben seni hatirliyorum yagmurda .. ee bi de koyumun yagmurlari var .. esra :)

pusarık dedi ki...

ben de üsküdar'da bana uyup ıslandığın günü hatırlıyorum sultanım, eminönü'nde artık kaçma ihtiyacı hissetmeyen sakin tavırlarını hatırlayıp yağmura başka başka güzellemeler yazasım geliyor :)

(köyünün yağmurlarını bilmem ama sisli fotoğrafları müthişti ;)