11/24/2010

delililenme deli delilenme delilenmeli

yağmur tek tük atıştırıyor, dün yağmura methiyeler düzüyordum, bak şimdi yüzüme dokunuyor ufak ufak... çok güzel.

bir gün umarım ben olmaktan başka bir şey yapmama gerek kalmayacak, olağanın altında ya da üstünde olsam da yadırganmayacağım, bir gün kimsenin beni eksik hissettirmesine izin vermeyecek kadar tastamam kendimi bulmuş olacağım... bir gün... umarım...

yaşamak sanatsa benimkisi oldukça absurdite olmuş durumda... ruhum, gerçek ortada; ben sanatçı değilim! şayet delilik sanat olsaydı bu konudaki yeteneğimi köreltmezdim bu kadar, hâlâ bile var bende biraz, iyi mi?!

kendime konduramadığım ve fakat bizzat üstümde sürükleyip durduğum 'rahatsız edici'lik bir enerji şekli değil, aynalı bir zırh; madeninde bol miktarda soğukluğu, zehri, kindarlığı barındırıyor, içi sıra da beni sarıyor, o da güzel yani.

tek istediğim; sevdiğimi hayatımın en canlı rengine boyamışken elim böğrümde kirimle pasımla kalmayayım, hem istiyorum ki o renk değiştirdiğinde bile gözümde hep böyle güzel kalsın, hani farkındayım uzun vadede zor dilekler bunlar ama ya tutarsa!

huzursuz bir bacak gibi sallanıp duruyoruz, el-kol-ayak- karın ve bilmem daha hangi uzuvlardan mürekkep bir 'yığın'ı et olmaktan çıkarıp deli divane bir hayatı yaşamaya nasıl salınırız onu düşünüyorum şimdi, üstelik yek vücut, tek tek tek...

aklına mukayyet ol canım!

Hiç yorum yok: