5/06/2015

duvara bakan pencere...

yandaki fotoğraf çekildiğinde henüz okula gitmiyordum, annem ardı ardına babasını ve kocasını kaybettiği için dağılmış, biz tabi bakımsız ve sefil... o pencere senin bu duvar benim tırmanıp balkon demirlerinde yürüdüğümü hatırlıyorum hayal meyal...

iş arkadaşım yandaki fotoğraf için "aaa tam köylü kızı" dedi, daha önce "Adanalılar çingen olur ya" cümlesi kullanmış bir insan evladı olarak iltifat etmek istedi zannımca... "ben hiç köyde yaşamadım aslında" falan diye geveledim ağzımda... çiçekli donum ve iyice küçülüp tunik görünümüne bürünmüş elbisemle sefil göründüğümü inkar etmiyorum ama benim dönemimde yokluk çokmuş, annem kendi dikerdi kıyafetlerimizi... okuma yazması bile olmayan bir köylü kızıdır kendisi, evet.

Köylü kızına benzetilmeye gocunmuyorum, annemin kıyafetlerimi dikmesine de bayılırdım hatta kendim dikmeye de heves ederdim, halen dikiş makinesinin sesi heyecanlandırır beni... esasen bozulduğum şey "tavır" ve içinde taşıdığı küçümsemenin su götürmezliği... köylü kızı olsam ne çıkar yahu...

geçen sene gittiğim doktor mesleğimi sordu "filanca web sitesinde içerik editörüyüm" dedim, "hiç içerik editörü tipi yok sende" dedi, iş yerinde 20 küsür kişiden hiç birinin tipi diğerine benzemiyor ama varmış öyle bir "tip", nasıl şeyse o artık... mezun olduğum üniversiteyi söylediğimde "atıyosun" bakışı geliyor genelde, elimde kallavi bir kitap görenlerde ayrı hayret... 'şu olan bu olamaz'ın yasası var da ben mi bilmiyorum ki acaba?...

yakıştıramama nedenleri belli aslında, insanlar ezeldendir fistanı içindekinden âlâ görüyor.

değil kendime hiçbir şeye güvenim yok, ezik görüntümden egoyu kuvvetlendiren ünvanlar, tavırlar, haller beklenmiyor, doğrudur; ama lütfen şu ön yargılar her fırsatta fütursuzca ortalığa salınmasın, lütfen.


.





Hiç yorum yok: