9/25/2011

elma dersem çık armut dersem çıkma

takipçileri, blogun müdavimlerini, google hınzırlarını sayaçta tanıma çabaları falan zevklidir velakin malumunuz birini bulunca aklım o kadar havalarda kaldı ki nerdeyse sayacın varlığını bile unuttum, eh unutkanlık pek eğlenceli bir özellik sayılmaz, sıkıcı zamanların birinde eski eğleklerle oyalanmaya başladım en nihayetinde...

demem o ki; beni takibe alıp her yazımın sonunda bundan vazgeçen okuyucu kişisi, çok moral bozucusun yahu!...tamam, kabul, ben de aşıkken hiç çekilir gibi değilim ama insaf, merak ediyorsun işte, ne gereği var yani kendini kandırmaya çalışmanın?

özümde iyiyimdir ama biliyorsun değil mi?

hayatımdaki tek şey aşk değil ama aşk varsa gerisini yazmayı angaryadan kurtaracak nedir ki?

sıradanlığın kıyılarından sana göz kırpıp olağan bir günün akışında, her sene çilelerin odun kılığına girip sırtımda tonlarca ağırlık yaptığından, hamladığımdan, bir haftadır geçmek bilmeyen kas spazmlarımdan bahsedebilirim bu sırada muhakkak yüzümde acılı bir ifade de bulunur; ya da sana çeyizin bir bela olup başıma dolandığına ve kafayı tencere tavayla bozduğuma dair kasvetli fakat sürükleyici bir hikaye de anlatabilirim, bu sırada seni bile telaşa sokacağımdan kesinlikle eminim; ve ve ve tabi ki gönlümün ucu yanık kibritinden, yani cayır cayır bir aşk hikayesinden bahsederim hem de yanan bir insan evladından beklenmeyecek kadar kocaman bir gülümsemeyle... ne istiyorsun? ne okumak istiyorsun cancağızım? bunları bir kenara bırakıp sana yalanlar söylememi mi? uyduruktan martavallar mı üfüttüreyim? en kolayı öylesi olurdu fakat bilmelisin, zora koşmayı severim.

2 yorum:

sıdıka dedi ki...

Ohooooo uçuşa geçmişsin biri seni indirsin:P

pusarık dedi ki...

iniş takımlarım arıza yaptı naparsın işte cancağızım :)