6/29/2011

biz eskiden eskiden can tüketirdik haybeden...

hayallerimi baskılıyorum bir süredir ve fakat yerli yersiz sınırlamalar pek iyi sonuçlar vermeyebiliyor, malum... açıkçası hayallerden feragat etmek -hatta mümkünse göründüklerinde kaçmak- pek de iyi fikir değilmiş; böylesi oldukça kuru, yavan ve renksiz...gereklilikler doğrultusunda gerçekleştirdim düşleri, neye yaradı peki? artık mutlak gördüğüm gerçekler bile bulanık, gereklilikler gerçeklik için hiçbir anlam taşımıyor, halt ettim yani, yine...şimdi ne yapmalıyım? artık vazgeçmek bir seçenek değil, mecburum, fakat neye?!

olmadık şeylerin ayağı yer görmeyen hayalleri uçuşuyor gözümün önünde...koyversem? her şey olacağına varır, inanıyorum buna, en nihayetinde olup biteni göğüslemek dışında yapılabilecek ne var ki? hem zora gelmek iyidir ama hayali sağlam kazığa bağlamak da ne yani, ipleri kıracak düşler her daim var.

olanın bitenin farkındayım ve aklımdaki soru işaretlerine rağmen önümde net biçimde görünen bir nokta söz konusu, kararlıyım; umutlu yanımdan vazgeçmeyeceğim! geçer yol orda bir yerde ve ben dirayetsiz davranıp salıversem ne hayalbazlığımdan eser kalacak ne umuttan...ne yaptığımı biliyorum bu noktada, bu elimdeki tek tutar dal.

Hiç yorum yok: