4/23/2011

kopuk

derken her şey karışmaya başlamıştı; hayaller, gerçekler, gelecek ümitleri, geçmişin hayallerle cilalanmış ayrıntıları, kabuslar, şen şakır coşkunluklar, falanlar, filanlar, feşmekanlar...

ve her şey düze çıkmaya başladı, başla sonun nihayetsiz biçimde ortalandığını gördü bu gözler...

dediğime geldi dünya ve yalanlar gün geçtikçe daha sahici haller aldı, gönül inanmak istediğine inandı.

eskiden, çok eskide kaldı! aslında eskiye dair illa ki bir şeyler kalır, kaldı.

şimdinin fiyakası gerçeği avuçlarında tutuyor olmasında saklı bence, ânı yaşamak ayrı safsata, hep yokuş aşağı inmiyorsun ki habire vitesi boşa atasın.

ayrılıklardan hoşlanmıyorum, çok canımı acıtıyor, hiç tanımadığım bir adam var mesela ne zaman hatırlasam burnumun direğinde o titrek yanıksı koku...25 yıl olmuş yeter  ama değil mi? yetmiyor. 'baba' ne ki hem şimdiden sonra ne önemi var?

"beni sev ama bana benzeme" işte ben son zamanlarda en çok bunun için dua ediyorum!...ben severmişim hatta parçasıymışım sevdiğimin ama elin kolun bile birbirinden başka ya hani, herbir parmağın izi kadar başkayım ötekilerden, onun ta kendisiymişim ama bambaşka bir parçası...oldu olacak itiraf edeyim; bazen kendimi organ nakli için buza yatırılmış bir kalp gibi hissediyorum, kimyamın uyuştuğu bedene nakledilip ritim bulana kadar üşümeye mahkumum.


hadi bakalım geberttik bu yazıyı da, sıradakiii!

Hiç yorum yok: