10/19/2021

-13

"Babaannemin İçine Uzaylı Kaçtı" kitabını ilk kez duydum ve epey süre kıkırdadım durdum, pek ciddi eğitim eleştiriyorduk meslektaşımla ama bütün ciddiyet yalan oldu... ha gülüyorum ama kuvvetle muhtemel seneye benim oğlanın eline de düşecek bu kitap.

Hafif peltek konuşuyor yavru, okuduğu her hikaye sevimlilikten yıkılıyor, ister istemez gülüyorum, nesli tükenen hayvanların acıklı hikayesini anlatan bir seriye başladık, onu bile sırıtarak dinliyorum, çileden çıkıyor bizimki... 

Kitaplığın bağış zamanı geldi yine, bayat ve tatsız geliyor elimi attığım kitaplar, çocuk kitapları bölümü desen raflarını aşmakla kalmadı diğer raflara kaçak üst kat çıktı resmen, en ufak boşluklara bile sıkıştırılmış hikaye kitapları, dergiler...

Ev çok düzensiz... eşyalar eski evi hatırlattığı için midir bilmem eğreti duruyor sanki... oysa ananesi reklamlardaki evi övünce evin erkeği "en güzel ev bizim ev" diyerek koydu noktayı, bu kadar benimsemesini beklemiyordum, cidden çocuklar daha çabuk adapte oluyor.






10/18/2021

normallik bilinç gerektirmese hiç çıkarmazdım maskeyi

 Grubun erkek üyelerinden biri sevmediği halde seviyor gibi takındığı maskeden bahsetti; ses tonu, anlatırken ki yorgunluğu eski'yi hatırlattı, "o da zorlanmış olmalı" diye düşündüm.

Epey ağladım o günden beri, bu yas hiç bitmeyecek gibi geliyor artık, tam üstesinden gelecekken bir çıban başı daha patlıyor, her seferinde koca çukurlar kalıyor benliğimde...

Gruptan biri açıkça belli ediyor artık benden pek haz etmediğini, konuştuğumda tuhaf bir sessizlik oluyor bazen, "yine ne dediğimden habersizim galiba" diye geçiriyorum içimden, yine o "değişiksin" lafını duyacakmışım gibi irkiliyorum... aslında bana tepkili olan kişinin davranışı yersiz değil, açıktan ve kasıtlı olmasa da kusurum var bu konuda, yine de... her neyse...

İşimde, evimde, arkadaşlarımla bunca şey yaşanırken niye hep buraya grubu yazıyorum? çünkü güvenli alanımın dışında, kendimi savunmasızca açık ettiğim tek yer burası, buradaki kadar açık olmasam da grup biraz daha savunmasız bölge çünkü adları ve anlattıkları dışında bir şey bilmediğim insanlara adım sanımla kendi gerçekliğimi açıyorum, tehlikeli.... bu kadar risk almaya değiyor mudur?

Eskisi gibi her yalnız kaldığım yerde dans ediyor olsam bunların hiçbirine gerek olmazdı... vücudumun her bir kası ağrıyıncaya, kemiklerimin zangırdadığını hissedinceye kadar yorup sonunda terle karışık tuz döktüm mü gözümden, gelsin deliksiz uykular, gitsin kilolar, oh mis...


10/13/2021

Hasret uçurdu perdeleri cama iki damla yaş düştü

 Son zamanlarda anneme fazla tepkiliyim, durduk yere değil elbette ama haddimin üstünde... o üzülünce benim de kalbim darmadağın oluyor.

Eski'yi özlüyorum bu ara yine nerden estiyse... belki anneme haksızlık ettiğimden onu hatırlıyorum, neler hissettiğini daha iyi anlıyorum belki, hak vermiyorum ama o kadar yabancı ve anlaşılmaz gelmiyor o zamanki tavırları...

Sevdiklerimi incitmekten nefret ediyorum, dilimin ucuna sevgi cümleleri geliyor asla kelimelere dönüşmüyor, düşünmek bile beynimde şimşekler çaktırıyor, bir sürü korkunç sahne geçiyor gözümün önünden -diyorum ya kendi hatalarımın üstündeki perdeler kalkıyor bir bir- onun yaptığı korkunç şeyler değil de benim yol açtığım dehşet anları aklımdakiler...

Ben yolumu şaşırdım, kendime eziyet ettim, sevdiklerime zulüm oldum, kul affeder mi bilinmez, Allah beni de sevdiklerimi de şaşırtmasın, affetsin.

Şimdi filmlerini sevdiğim bir oyuncu kadar uzak... yaşananlar sanki film icabı... çocuk oyuncunun performansı inanılmaz, kadına biraz gıcığım ama adam çok yakışıklı, gerçek hali uyuzmuş diye duydum, pek yakıştıramadım ikiliyi, yine de böyle son mu olur, pek severim bu yönetmeni belki modumdayken oturup yeniden izlemeliyim.

Hayat bakalım bana daha ne roller biçeceksin ne duygular yükleyip ne tiradlar yazacaksın...



10/12/2021

Maskelerim

Bu en zorlandığım ve kararsız kaldığım ödev oldu.

Hangisi maske hangisi gerçekten benim, olmak istediğim idealim aynı zamanda yalan yanım mı? kafa karıştırıcı...

Çok dallanıp budaklanıyorsa kestirip atmak lazım öyle de keskin işte okkamın usturası...


Gelelim maskelerime... en çok kullandığım bana yakıştırılanlara "eyvallah" dediğim maske... insanları yalanlamaktan hoşlanmıyorum, farkındayım gerçekleri saklamak yalan değilse bile yalana yancılık...

Diyorum ki; tüm dünyaya açıklasam bile önyargıları kıramayacak, uygun ifadeler ve ifade edecek zaman bulamazsam daha büyük yanlış anlaşılmalara yol açacak... üstelik girdiğim her ortamda kendimi açıklamak için çok tembel ve isteksizim, zaman zaman bunu gereksiz yerlerde berbat zamanlarda yapıyorum, esasen pek de matah bir şey sayılmam, neyi anlatayım...

Yakıştırılan maskeler serisinin vazgeçilmezi "Adanalı" maskesi... memlekette işe yaramasa da, "Adanalıya benzemiyorsun" diyerek iltifat ettiğini sanan insanlar diyarında ciddi korkutucu etkilere sahip maske... kendini savunmak için vücut geliştirmen savunma sporu yapman falan gerekmiyor, "Adanalıyım" diyorsun benim gibi bir yerden bitme bile izbandut gibi tipleri titretebiliyor, bir nevi balporsuğu dönüşüm aparatı...

"Maskeyi yok edemiyorsan görünmez ol" maskesi... az konuşup az etki bırakarak ortamdan yok olmayı başarabiliyorum, bunu başarı olarak nitelemem bile nasıl bu maskeye bağlandığımın kanıtı...

Ah tabi ki en masumane duran, ailemin ve dahi nesiller boyu genlerimin katkılarıyla mermer gibi sert ve kalın "seni duymuyorum ki" maskesi -duvarı desek de hatalı olmaz o kadar güçlü- gerçekten bir işitme problemim var fakat çoğunlukla duymamayı tercih ediyorum, ilgilenmiyorum, yalan söylememek için duyamayacağım mesafeler koyuyorum... bazen de duymamış olmayı diliyorum, kendimi yanlış duyduğuma kolaylıkla ikna edebiliyorum, gün içinde zirilyon kere yanlış anladığım kelimeler oluyor ne de olsa...

Bir önceki maskeyle iç içe başka bir maske; "anlıyormuş gibi" yapmak... hiç duyamadığım bir cümleyi üç beş kere tekrar ettiremeyeceğim ortam veya atmosferde anladım sayıp nazikçe gülümsüyorum, bilen zaten o gülümsemeyi dakikasına anlıyor ama beni bilmeyenlerin kafası karışıyor "bu kız biraz salak galiba" bakışı oluyor onlarda... övünme ödevinden yeni çıkmışken övünmesem olmaz zekamı takdir edebildiğim milyonlarca an oluyor, tek kelimeyle tüm olayı çözebildiğim... yine de duyamadığım gerçeğini değiştirmiyor tabi ki...

"İşitme cihazının ne kadar verimsiz ve rahatsızlık verici olduğunu bildiğim için takmak istemiyorum" bu cümlenin tam altında yatan maskeyi bunca açıklamadan sonra tahmin etmek zor değil... duyamamak bende komplekse neden oluyor, engelimi kabul etmekten utanıyorum, duyamadığım zamanlarda savunmasız hissediyorum.

Bana en çok yakıştırılan ve en sık yardımına başvurduğum "güçlü kadın" maskesi... sokak köpekleri havlarken delicesine korkuyor ama oğluma "korkma ben yanındayım" diyebiliyorsam bu maskenin sayesinde... korkularımla yüzleşiyor muyum maskenin gücüne mi sığınıyorum karışıyor çoğu zaman, dikkatsizce kullanıldığında tehlikeli bir maske...

"Acımadı ki" maskesi, külliyen yalan, güçlü maskesinin kara kılıfı...

"Acınaklı" maskeyi kendimle çelişeceğim için toplum içinde pek takmıyorum, nadiren rahat ortamlarda, kendimleyken çok sık bu var yüzümde... bir şekilde sadomazoistik bir tadı var bunun, evet, parçalayıp dişlerinizle iyice çiğniyor bir bir yutuyorsunuz sonra boğazınıza diziliyor.

"Ağlanacak haline gülümseyen" maske... deneyimlediğim güzel anları ya da rüyayı, hayal de olabilir, gülümsetecek şeyleri düşünüp o anın baskısını atmakta birebir... aklımla alay eden bir anda, yutmam gereken sözde, en çok da kendimleyken moral bulmam gerektiğinde başlangıcım bu maske sonrası kendi yalanına inanmak gibi, illa bir güzellik buluyorum iyi hissettirecek, yeter ki dibi bulmayayım, gemi su alsa da rüzgarını buldu mu yürür.

"Yalandan" maske... beyaz, pembe falan olması yalanlığını değiştirmiyor.








10/07/2021

köprünün üstünde

İşten eve yürüyorum geçen haftadan beri... dün ayaklarım ciddi manada ağrıyordu, bu kiloda birden bire kilometrelerce yürümeye başlamak zorluyor bünyeyi haliyle, otobüse binmeye karar verdim.

A noktasından C noktasına tek seferde gidebildiğim otobüsün saatleri işe yaramaz hale gelince A'dan B'ye oradan C'ye gitmek gerekti, A-B problem değil ama B-C için indiğim köprü üstünde C otobüsü durmadı ve D noktasına kadar giden dolmuşa binmek zorunda kaldım, sızlayan tabanlarla evime yürürken "ne işim var burada, çok ıssız, akşam vakti güvende hissetmiyorum, bu köpek beni kovalar mı, niye arkamdan geliyor" gibi düşünceler eşliğinde otobüs şoförüne beddualar dilime dizildi, geri yuttum.

Yolda hıçkıra hıçkıra ağladım, kimsenin göremeyeceği kadar karanlık ve ıssızdı, uzun zamandır böyle sarsıla sarsıla ağlamamıştım.

Oğluma sarılınca kabus bitti şükür, uzun uzun taradı saçlarımı ne dert kaldı ne keder...

10/06/2021

an

 Yaylada bir örümcek ağı vardı,  örümceği göremedim ama ağlar hem güneşle ışıldıyor hem de havada asılı rüzgara direniyordu, fotoğraflamak istedim, cep telefonu kamerası da bir yere kadar işte, görmedi... belki milyonlarcası fotoğraflandı, belki sayfalar dolusu yazıldı benzer anlar için ama kendime saklasam ziyan olacakmış gibi hissettirdi.

Yeğenlerime gösterebilseydim annem ağı parçalamadan belki şu an bahsediyor olmazdım ama güzeldi, narin görünüşünden beklenmeyecek kadar güçlü...

Bazısından bahsedince büyüsü bozulur... olmayacak dualardan biri oluverir de "başka şey dileseymişim" dediğin an vardır ya, o "başka şey" de atmosferi yok eder; sevin işte, bir şey de kursağında kalmasın, nedir bu kendine eziyetin... 

En çok da kıymeti sonradan anlaşılan anlara üzülürüm, 'bilsem keyfini sürerdim' dediklerine işte, yazık tutunsan kazınmamış hafızaya, unutsan pırlanta yüzüğü denize fırlatmışsın gibi hissettirecek, hafif rahatlık katmerli ziyan...


Evdeki eşyaları azaltmak istiyorum, hele bir oda var "sal beni ikimiz de rahat edelim" der gibi... balığımızın keyfi yok o bile stres yapıyor.

10/04/2021

efil efil

Rahat ama tekinsiz hallerdeyim.

Arabayı sattım, üstümden arabanın kaygıları kalktı gitti ama rahatlığı iyiydi, daha güvenli ve tamirden çıkabilen bir araçla yola devam etmek nasip olur inşallah...

Sabah otobüs saatleri değiştiği halde uygulamaya yansıtmayan belediyenin azizliğine uğradım, mesai saatimden 40 dakika erken çıkıp 15 dakikalık yolda işe yarım saat geç kaldım, yürüsem 1 saat 10 dk sürüyor oysa... cebimde taksi parası olmaması da ayrı mevzu tabi...

Şimdilerde üstümde yavan, oturmamış bir şey var, kekremsi tat veren... dilerim bulup sorunun çaresine bakabilirim.